Thursday, December 11, 2014

Zeynep (Benim için Zeyno)

Şimdi sıra Zeynep'te. İçimden o geldi bu sefer.
Ah Zeyno'm benim, prensesim. İçinin güzelliği yüzüne yansımış dediklerinden. En sahicisinden.

Zeynep, bence tüm dünyevi hırslardan arınmış, hatta arınmayı bırak onlara hiç yaklaşmamış biri. Onların yerini sevgi ile doldurmuş. Ama sevgi ile dolup da öyle yumuş yumuş olmamış, sağlam bir karakter çatısının üzerine oturtmuş sevgisini. Yani sert bir ağacın, güzel çiçeklere bürünmüş hali gibi onun ruhu bence.

Çok zorluklar yaşamış ama bunların enerjisini düşürmesine hiç izin vermemiş biri aynı zamanda. Bu nedenle ona saygım çok büyük.

Sanırım çok çok çok utanacağım bir şey yaşarsam bunu sadece ona anlatabilirim. Hani bazen birine bir şey anlatırken, "İleride aramız bozulur da bu insana bunu anlattığıma pişman olur muyum?" dersiniz ya, bu asla olmaz Zeynep'te, karşısınızda o varken gönlünüz hep rahattır, suya anlatır gibi anlatırsınız. "Nasılsa Zeynep var" dedirten bir dosttur. En kötü ihtimalde bile o dosta sahip olduğunu bilmenin huzurunu yaşatır. Çin Seddi gibidir.

Sanırım en çok gülüşünü ve saçma sapan yerlerde ettiği şok edici laflarını seviyorum. Gülüşü bebek gülüşü gibi saf. Çizgifilm izlerken gülen yetişkinler olur ya hani, özenirsiniz onların hala bunlara gülebilecek kadar berrak kalmış iç dünyasına, işte Zeyno da böyle güler. Canım derim içimden, hep böyle gül inşallah.

Onunla ilgili en unutulmaz anım pazar akşamı sahilde otururken evlenmeye karar vermesi ve onu takip eden perşembe günü sadece 20 kişinin katıldığı bir törenle, annesinin 40 yıl evvelden kalan beyaz dantel elbisesini giyip evlenmesidir. Ben bu kadar sahici bir evlilik hiç görmedim. Çok çalışır ama terfii versinler diye değil, alnı ak olsun diye. Herkes ev alıyor diye ev almaz. Kendi düğününün detaylarını bile bilmez. Herkes çocuk yapıyor diye çocuk yapmaz. Sosyal medyada hiçbir hesabı yoktur. Egosu bulutların üzerinde oynaşsın diye sağda solda üç kuruşluk insanların beğenisine sunduğu bir hayatı olmadığından, sosyal medyayı ne yapsın zaten. Teatral bir hayatla zaman kaybetmektense, sevdiklerine zaman ayırır. Hiç unutmaz iyi yolculuklar demeyi, iyileştin mi, sunumun nasıl geçti, doktora gidecektin gittin mi; bunları sormayı hiç unutmaz. Evinin kapıları hep size açıktır, öyle geleceksiniz diye oturup lavabo fln da ovmaz. Dedim ya onun işi şovla değil. Naif bedeninde çok büyük bir özgüven taşıyor çünkü, böylesini hiçkimse taşımıyor başka çevremde. 

Bazen diyet yapar zayıflar, çok güzelleşir seviniriz. Sonra kilo alır tombik kollar yerine gelir, doyasıya sıkacağız diye yine seviniriz. Hayatın tadlarını itekleyecek bir iradesi yoktur çünkü. Öyle olsa zaten pek çok kişi gibi sevdiklerini değiştirmeye çalışırdı, ama yok değiştirmez, olduğu gibi kabul etme ustasıdır Zeyno'm. Eleştirir, hem de pek güzel, ama değiştirmez.

O alçakgönüllü haline baksanız; çılgınlık yapmak yada göz göre göre hata yapmak istediğinizde sizi en çok destekleyecek kişi olduğuna inanamazsınız. Bunun hayatın bir parçası olduğunu nefes alır gibi doğal bir tavırla kabul edişi karşısında ben hep; "Zeyno gördü geçirdi, dünyaya bir kere daha mı geldi?" derim içimden.

Yani benim için onun dostluğu, yazın çınar gölgesi, kışın odun ateşi..



No comments: