ben bazen bi şeylere bulanırım.. sanırsın onunla nefes alır, onunla yıkanırım. yatınca aklıma onu getirir, uyanınca ilk onu hatırlarım. içtiğim çaya rengini verir, üşüyünce ona sarınırım. kırmızı ışıktan sarıya onu düşünür, karanlık olunca onu yakarım.
böyle tepeden tırnağa bulanırım yani...
dünya onun etrafında döner, eksenim olur, ona hiç düşünmeden bulanırım bende.
böyle tepeden tırnağa..
böyle hesapsız kitapsız..
belki ondan enerji toplar, hayat alırım. elimi değdirdiğim yer yeşerir, o zaman anlarım.
beni güldürürse çok güler, ağlatırsa çok ağlarım, e haliyle yani ona bulanmışım...
hiç uykum gelmez, başım ağrımaz
yorulunca ona yaslanırım.
sonra bazen akar etrafımdan usul usul bulandıklarım.
rüzgarı o zaman farkederim, birden uyku bastırır..
bir üşüme alır beni, bakarsın soğuktan donarım.
neye sarınsam olmaz öyle zamanlar, bi şeylere bulanmam lazım.
yalandan bulanırım bir şeylere ama olmaz, tutmaz onu aklım..
pusarım olduğum yere.
bulanmak lazım bir şeylere
bazen bastığın yeri göremeyecek,
ne yediğini anlamayacak kadar kendini unutup,alıp birşeylere bulanmak lazım.
kara kışa yakalanmadan onla uyuyup uyanmak, otobüslerde hiç sıkılmadan ona bulanmış vaziyette, bir şeyi düşünmek lazım.
diyorum ya işte
tepeden tırnağa bulanmak lazım bir şeylere..
Wednesday, November 29, 2006
Sunday, November 26, 2006
bavul
Birilerinin bavulları hazırdır hep... Bir gidiş söz konusudur , hesapta olmayan bir gidiş... Yalan, aslında hep hesapta vardır , her gece yastığa koyduğunda kafanı dolduran şeyleri öylece oldukları yerde bırakıp, belki okula belki işe belki bir buluşmaya giderken yolunu değiştirip başını alıp gitme dürtüsü... bunu birgün yapacak olmanın verdiği haz, hep vardır birilerinde...
Bir şehir neden sarmaz ki bazen insanı? Nesi eksik gelir yada nesi fazla? Yada nedir o gidilecek yerde olupta burada olmayan? Her şeyin olduğu bir şehirde neden bazen aradığını bulamaz insan? Her şey kavramının ne ifade ettiğinden kaynaklanıyor olsa gerek... yeditepeli şehir; boğazını, sanatını, acısını, deniz kokusunu, binbir faklı insanını, eşsiz manzarasını, rakı balık keyfini, ortaköy sefasını, huzurunu, karmaşasını, uğruna yazılmış tüm şiir ve şarkılarını, tarihini, yeşilini, mavisini, sarısını... serer cömertçe önüne de bazen neden hala başını alıp gitmek istersin? Hayır dersin... sen ne verirsen ver benim herşeyim başka, o burada değil bugün, benim gidip onu almam gerek...
Öyle ya, herkesin ‘herşeyi’ başkadır. Onu tamamlayan bir parça uzaktaysa eğer, gidip almak geliyorsa onu unuttuğun yerden, o zaman işte sen farkında olmasan da hep hazırdır bavulun.
Ama gitmezsin. Öyledir yani gidilmez. Senin eksik parçan olduğu yerde kalır. Sen yarım kalan parçanı tamamlamaya çalışırsın durmadan;
Öteki olabilmeyi,
Yerine koyabilmeyi,
Geride durabilmeyi öğreniyorsun...
Buda yalandır, yerinede koyamazsın ama öyle inanırsın çünkü inanmazsan yaşayamazsın...
Ve her gün baştan başlar bu şehirde kovalamaca
Eksik yanlarını örtmüş bir sürü insan akar gider istiklal caddesinden
Bu böyle sürer gider.
Yinede bavulunuz hazır dursun
Belli mi olur?...
Bir şehir neden sarmaz ki bazen insanı? Nesi eksik gelir yada nesi fazla? Yada nedir o gidilecek yerde olupta burada olmayan? Her şeyin olduğu bir şehirde neden bazen aradığını bulamaz insan? Her şey kavramının ne ifade ettiğinden kaynaklanıyor olsa gerek... yeditepeli şehir; boğazını, sanatını, acısını, deniz kokusunu, binbir faklı insanını, eşsiz manzarasını, rakı balık keyfini, ortaköy sefasını, huzurunu, karmaşasını, uğruna yazılmış tüm şiir ve şarkılarını, tarihini, yeşilini, mavisini, sarısını... serer cömertçe önüne de bazen neden hala başını alıp gitmek istersin? Hayır dersin... sen ne verirsen ver benim herşeyim başka, o burada değil bugün, benim gidip onu almam gerek...
Öyle ya, herkesin ‘herşeyi’ başkadır. Onu tamamlayan bir parça uzaktaysa eğer, gidip almak geliyorsa onu unuttuğun yerden, o zaman işte sen farkında olmasan da hep hazırdır bavulun.
Ama gitmezsin. Öyledir yani gidilmez. Senin eksik parçan olduğu yerde kalır. Sen yarım kalan parçanı tamamlamaya çalışırsın durmadan;
Öteki olabilmeyi,
Yerine koyabilmeyi,
Geride durabilmeyi öğreniyorsun...
Buda yalandır, yerinede koyamazsın ama öyle inanırsın çünkü inanmazsan yaşayamazsın...
Ve her gün baştan başlar bu şehirde kovalamaca
Eksik yanlarını örtmüş bir sürü insan akar gider istiklal caddesinden
Bu böyle sürer gider.
Yinede bavulunuz hazır dursun
Belli mi olur?...
Subscribe to:
Posts (Atom)
