Söz uçar yazı kalır deyip kız arkadaşlarımı anlatmaya
başladığımdan beri bir kaç ay geçti. Bu sefer sıra Merve’de. Benim en
“dirençli” dostluğum Merve ile olandır. Birbirimizi bir yıla yakın
göremediğimiz zamanlar bile olmuştur ama asla ve asla birbirimizle ilgili
önemli bir gelişmeyi kaçırmayız, birbirimizi hissederek bile güncel
kalabiliriz. Kulağa uç gelse de bu hep böyle oldu.
Merve insanları tanıdığı anda onlara 10 puan verir. Eğer
uğraşıp onu düşürmesseniz size hep 10 puanlık yaklaşır ve öyle davranır. Kişi
karşısında kendisini görürmüş. Onun size ilk tanıdığında 10 puan vermesi,
sizden dolayı değil, kendi dolu karakterindendir.
Her ortama ayak uydurabilen insanları bilir misiniz? Hani
bir michelin yıldızlı restoranda da, bir kokoreççide de hiç sakil durmayan,
hepsinin tadını çıkarabilen, her yaştan her tip insanla diyalog kurabilen, ağır
abiyeleri de, salaş t-shirtleri de sanki o kıyafetin içinde doğmuş gibi rahat
taşıyan, siyahtan beyaza geçerken hiç yorulmayan, hepsini benimseyen? İşte Merve
onların hasıdır bana gore, gördüğüm en başarılı örneğidir. Bunu kendini
zorlayarak yapmaz, Merve’nin doğası böyledir.
Onunla tanışmam o kadar rastlantısal oldu ki, birbirimizi
gerçekten tanımamızı istemiş Tanrı, birbirimize çok ihtiyacımız olacağını biliyormuş.
Gerçekten de öyle oldu. Bazı durumlarda aynı anda aynı zorlukları yaşadık.
Sadece birbirimizi anladığımız için ayakta durabildiğimiz zamanlar oldu. Benim
için o vazgeçilemez bir dost. Her şeyi anlatabilirsiniz, çünkü yorulmadan uzun
tasvirlere gerek duymadan şıp diye anlar Merve.
Bazen onun daha genç yaşına ragmen çok şey sığdırdığı
yaşamını romana benzetiyorum. Ayşe Kulin romanları vardır ya hani, onlara
benziyor Merve’nin de hayata karşı dik duruşu, çok mutlu anları da büyük
zorlukları da hanımefendi bir tavırla göğüslemesi.
Bu yazıda Merve’nin ailesine değinmessem de olmaz, çünkü
ailemden çok uzak olduğum bu şehirde Merve’nin annesini görünce annemden bir
parça görümüşüm gibi rahatlıyorum. Evlerinde kendimi güvende hissediyorum. Bazı
yerlerde “Burada bana bir şey olmaz” gibi hissederiz, onlar ailecek bana bu
hissi verebildiklerinden çok değerliler. O evde benim hangi yemeği sevdiğim, izlediğim
diziler ve kahveyi nasıl içtiğim kayıt altında. Aldığım küçücük hediyeler baş
köşelere konmuş. Evinden uzak yıllar geçirmiş biri için bunun ne kadar değerli
olduğunu bilemezsiniz. Çok özel bir insan olan babasını bir kaç sefer
görebildim, bunun için bile kendimi şanslı sayıyorum. İzlerini Merve’de
yıllardır görüyorum ve bu kadar babasının kızı olmasını çok seviyorum.
Değinmeden geçemeyeceğim bir başka konu da Merve’nin
yaşamıma değdirdiği ve değer değmez her şeyi güzelleştiren yeteneği. Benim
kitabımın kapağı için bir tasarım yaptı, ve dilden dile dolaştı kitabımın
kapağı. Başarımın gizli kahramanı oldu.
Çok mutluyum ki hayatımda onun gibi sadece beni gördüğü için
bile mutlu olabilen, bana ne kadar önemli olduğumu hissettiren bir dostum var.
Darısı başınıza!

No comments:
Post a Comment