Seçille 9 yaşında tanıştık, ama ben esas yakınlaştığımız zamandan
yani 11 yaşından başlayacağım.
O zamanlar “İsminin anlamı nedir?” sorusu çok popülerdi.
Benim adım Işıl yani ışıldayan, onun adı Seçil yani
seçilmişti. Onu ben, hayatta en yakın arkadaşım olarak seçtim ve bu hayatımın
en ama en büyük nokta atışı oldu. Ben o zaman aslında hayatıma da çok ciddi
anlamda yön vereceğini bilmiyordum bunun. En iyi arkadaşın seni sen yapacak
insanmış, bunu henüz bilmiyordum.
Neresinden başlayacağımı asla bilemediğim arkadaşlığımız,
onu geçtim Seçil bizzat kendisi o kadar derin ve özel ki, onu anlatırken çok
özenli olmalıyım, benim arkadaşım hiç belli etmez ama çok narindir aslında. Onun
o çok gören, çok düşünen, çok anlayan, herkesten daha zeki olan iç dünyasını en
iyi ben bilirim, çok uzaklardan bile hissederim, onunla kurduğumuz bu yakınlık
benim hayatta en büyük güvencemdir. Seçil orada, Amerika’da duruyor. Hani o “Acil
durumda basınız” yazan düğmeye günlük hayatta basmassınız ama asla o binadaki
en önemli şeydir ya, İşte Seçil de milyonlarca insan gördüğüm onu hiç görmeden
geçen yıllar içinde aslında tüm herkesten daha çok güven verdi bana. Sadece
orda durdu, ve bu bile bana yeti. Kaya gibi durdu çünkü, koşulsuz ve “ama”sız
bir sevgi ile. Onun evi, kalbi, cebindeki parası, tüm enerjisi, hepsi her zaman
onun oldugu kadar benim oldu. Bir ah demem yeterliydi.
Okuduğumuz okullarda, genelde insanlar (hangimizle daha
yakınsa) sadece birimizin adını bilir, diğerimiz için kısaca “öteki” derlerdi.
Birinin ötekisi olmak ne güzel şey. “Seçil bir de öteki kız” dendiği zaman akla
gelen ilk ve tek kişi olmak ne güzel şey. Küçücük yaştan itibaren çok düzgün
bir mesafeyi korumak ne kadar da az bulunur bir şey. Hani o “kız muhabbetleri” varya
bildiğiniz, biz hiç etmedik onları, öyle de garip bir saygımız oldu
birbirimizin hayatına. Herkes herkesi sorgularken biz birbirimizin attığı
adımların arkasında durduk. Benzer yollarda yürürken ne kadar düzgünse
arkadaşlığımız, uzak yerlerde savrulup gittiğimizde de aynı ritmi korudu. 4 yıl
oturup sohbet edemediğimiz oldu, dile kolay ama kalbe çok zor geçen 4 yıl. Bir
gece oturduk sabaha kadar konuştuk, o 4 yıl o zaman daha bir güzel göründü
gözüme. Seçil dahil olunca, yaşadıklarımı bilince, benimle heyecanlanıp
üzülünce, tüm duygularım tamamlandı,
kafam rahatladı.
Yani şimdi durup düşününce aklıma o kadar çok şey geliyor
ki; ve bunlar o kadar değerli ki, buraya yazıp eskitmek bile istemiyorum,
yazının burasında Seçil’e göz kırpıp “Anladın sen” diyesim var. İşte buraya da
bir kahkaha koydum, neye güldüğümü anladı bence o.
Birlikte Avrupa’yı otobüsle dolaşmışlığımız, taksimde çok
kere sabahlamışlığımız vardır elbet gençken herkesin olmuştur. Şimdi olsa yapar
mısın? Yapmam. Seçil’le olsa yapar mısın? Tabiki. Ben Seçil’e hadi ikimiz de
Koç Üniversitesini yazalım dedim, sonra son gün silip İTÜ’yü yazdım. Kızmadı
ya, buna bile kızmadı, yemin ederim hiç kızmadı. Şöyle düşünün bir insan
matematikten kalıyor, dersi tekrar alıyor. Taksim’de yaşadığı halde ders
çalışmak için Sarıyer’e gidiyor. Neden çünkü orda Seçil var. O zaman ders
aklına giriyor. Halbuki Seçil daha o dersi almamış, fikri bile yok. Ama buna
gerek de yok, napıyor Seçil, duruyor. Benim küçük-büyük zorlukları aşabilmem
için Seçil’in “durması” bile yeter. Dedim ya, Seçil kaya gibi durur insanın
arkasında.
Benim düğünüm için çok uzaklardan geldi. Dönüp dönüp baktım
gerçekten orda mı diye, vallahi ordaydı içim rahatladı. Bir insanı iyi tanımak
adına size bir örnek vereyim: ben bir kitap yazdım, ve sonunda ne olacağını
sadece Seçil dogru tahmin etti. Kalemimin ucunun nereye gideceğini ben
bilmiyorum ama o biliyor.
Bana her zaman saygı gösterdi, kararlarımı sorgulamadı, “en
güzeli olur merak etme canım” dedi, öyle de oldu. Yoluma engel çıkaran, aklıma
soru işareti düşüren insanların yarattığı kirliliği, bir tek güzel sözü ile
yıkadı attı kafamdan.
Demem o ki ayağınızı denk alın canımı sıkmayın. Çünkü orda bir
ev var uzakta, gitmesem de görmesem de o ev benim evimdir. İstediğim gün, diş
fırçası, iç çamaşırı ve pasaport benim bambaşka bir hayata başlamam için yeter
de artar bile. Pijamaya gerek yok, Seçil verir onu, biraz dar geliyor ama idare
ederiz. İdare ettik 20 yıl, hiç azalmadan.

No comments:
Post a Comment