Monday, January 19, 2015

Da da da dannnn! Seçil.



Seçille 9 yaşında tanıştık, ama ben esas yakınlaştığımız zamandan yani 11 yaşından başlayacağım.
O zamanlar “İsminin anlamı nedir?” sorusu çok popülerdi.
Benim adım Işıl yani ışıldayan, onun adı Seçil yani seçilmişti. Onu ben, hayatta en yakın arkadaşım olarak seçtim ve bu hayatımın en ama en büyük nokta atışı oldu. Ben o zaman aslında hayatıma da çok ciddi anlamda yön vereceğini bilmiyordum bunun. En iyi arkadaşın seni sen yapacak insanmış, bunu henüz bilmiyordum.
Neresinden başlayacağımı asla bilemediğim arkadaşlığımız, onu geçtim Seçil bizzat kendisi o kadar derin ve özel ki, onu anlatırken çok özenli olmalıyım, benim arkadaşım hiç belli etmez ama çok narindir aslında. Onun o çok gören, çok düşünen, çok anlayan, herkesten daha zeki olan iç dünyasını en iyi ben bilirim, çok uzaklardan bile hissederim, onunla kurduğumuz bu yakınlık benim hayatta en büyük güvencemdir. Seçil orada, Amerika’da duruyor. Hani o “Acil durumda basınız” yazan düğmeye günlük hayatta basmassınız ama asla o binadaki en önemli şeydir ya, İşte Seçil de milyonlarca insan gördüğüm onu hiç görmeden geçen yıllar içinde aslında tüm herkesten daha çok güven verdi bana. Sadece orda durdu, ve bu bile bana yeti. Kaya gibi durdu çünkü, koşulsuz ve “ama”sız bir sevgi ile. Onun evi, kalbi, cebindeki parası, tüm enerjisi, hepsi her zaman onun oldugu kadar benim oldu. Bir ah demem yeterliydi.
Okuduğumuz okullarda, genelde insanlar (hangimizle daha yakınsa) sadece birimizin adını bilir, diğerimiz için kısaca “öteki” derlerdi. Birinin ötekisi olmak ne güzel şey. “Seçil bir de öteki kız” dendiği zaman akla gelen ilk ve tek kişi olmak ne güzel şey. Küçücük yaştan itibaren çok düzgün bir mesafeyi korumak ne kadar da az bulunur bir şey. Hani o “kız muhabbetleri” varya bildiğiniz, biz hiç etmedik onları, öyle de garip bir saygımız oldu birbirimizin hayatına. Herkes herkesi sorgularken biz birbirimizin attığı adımların arkasında durduk. Benzer yollarda yürürken ne kadar düzgünse arkadaşlığımız, uzak yerlerde savrulup gittiğimizde de aynı ritmi korudu. 4 yıl oturup sohbet edemediğimiz oldu, dile kolay ama kalbe çok zor geçen 4 yıl. Bir gece oturduk sabaha kadar konuştuk, o 4 yıl o zaman daha bir güzel göründü gözüme. Seçil dahil olunca, yaşadıklarımı bilince, benimle heyecanlanıp üzülünce, tüm duygularım tamamlandı,  kafam rahatladı.
Yani şimdi durup düşününce aklıma o kadar çok şey geliyor ki; ve bunlar o kadar değerli ki, buraya yazıp eskitmek bile istemiyorum, yazının burasında Seçil’e göz kırpıp “Anladın sen” diyesim var. İşte buraya da bir kahkaha koydum, neye güldüğümü anladı bence o.
Birlikte Avrupa’yı otobüsle dolaşmışlığımız, taksimde çok kere sabahlamışlığımız vardır elbet gençken herkesin olmuştur. Şimdi olsa yapar mısın? Yapmam. Seçil’le olsa yapar mısın? Tabiki. Ben Seçil’e hadi ikimiz de Koç Üniversitesini yazalım dedim, sonra son gün silip İTÜ’yü yazdım. Kızmadı ya, buna bile kızmadı, yemin ederim hiç kızmadı. Şöyle düşünün bir insan matematikten kalıyor, dersi tekrar alıyor. Taksim’de yaşadığı halde ders çalışmak için Sarıyer’e gidiyor. Neden çünkü orda Seçil var. O zaman ders aklına giriyor. Halbuki Seçil daha o dersi almamış, fikri bile yok. Ama buna gerek de yok, napıyor Seçil, duruyor. Benim küçük-büyük zorlukları aşabilmem için Seçil’in “durması” bile yeter. Dedim ya, Seçil kaya gibi durur insanın arkasında.
Benim düğünüm için çok uzaklardan geldi. Dönüp dönüp baktım gerçekten orda mı diye, vallahi ordaydı içim rahatladı. Bir insanı iyi tanımak adına size bir örnek vereyim: ben bir kitap yazdım, ve sonunda ne olacağını sadece Seçil dogru tahmin etti. Kalemimin ucunun nereye gideceğini ben bilmiyorum ama o biliyor.
Bana her zaman saygı gösterdi, kararlarımı sorgulamadı, “en güzeli olur merak etme canım” dedi, öyle de oldu. Yoluma engel çıkaran, aklıma soru işareti düşüren insanların yarattığı kirliliği, bir tek güzel sözü ile yıkadı attı kafamdan.
Demem o ki ayağınızı denk alın canımı sıkmayın. Çünkü orda bir ev var uzakta, gitmesem de görmesem de o ev benim evimdir. İstediğim gün, diş fırçası, iç çamaşırı ve pasaport benim bambaşka bir hayata başlamam için yeter de artar bile. Pijamaya gerek yok, Seçil verir onu, biraz dar geliyor ama idare ederiz. İdare ettik 20 yıl, hiç azalmadan.

No comments: