Wednesday, September 04, 2013
Döngü
Onunla ilk kez 6 yıl önce karşılaştım.
Duygusal dünyam güçlü sayılmakla beraber çok olgun değildir. Zorluklara direnç gösterir, gösterir, en sonunda patlar ve patladığı anca çözümü başucumda ister, bulamayınca da coşup taşar.
Tam da böyle bir zincirleri koparma anında Google’a "psikiyatrist" ve "Gayrettepe" sözcüklerini yazdım, ilk çıkan linki tıkladım, gördüğüm numarayı aradım ve ertesi gün karşı karşıyaydık.
O dönem içinden çıkamadığım ruh halini onun desteğiyle aştım.
Düzeldikten sonra yıllarca aramadım. Sonra bir gün, yine, sinüs-cosinüs grafiğine benzer hayatlarımızda aşağıya inen eğrinin en dip noktasında buldum kendimi. Tesadüf ki aynı apartmanda oturmaya başladık o dönemde, komşu olmuştuk. Akşamın bir vakti densizce kapısını çaldım, beni evine buyur etti ve dinledi, anladı.
Sevdiğim adamı kaybetmemek için verdiğim mücadelede en büyük destekçim o oldu. Bu mücadeleyi zaferle sonuçladıktan sonra sevdiğim adamla evlenirken davetliler arasından bana gülümseyen gözlerle baktı. Belki bir doktorun hastalarıyla duygusal ilişki kurmaması gerekiyordu ama o an kızını evlendirir gibi sevinçliydi, bu zafer onun da zaferiydi.
Kitapları hiç sevmese de romanımı birkaç günde okuyup en yakınlarım kadar heyecanımı paylaştı. Benimle ne kadar gurur duyduğunu muayenehanesinde başucunda duran kitabımdan anlıyordum.
Bundan bir süre sonra işyerimde sorunlar yaşadığımda benden ücret almayı da bıraktı, hani olur da dayanamaz istifa edersem param cebimde kalsın istiyordu sanırım.
Bazen bizim için en değerli insanlar beklendiği gibi okul sıralarından, aileden, gönlümüzü fethedenlerden değil de günlük profesyonelce görüştüğümüz insanların içinden çıkabilir. Eğer bu insanlar işlerini kalplerinin önüne koymamış azınlıktansa – ve eğer biz de öyleysek – çok kuvvetli gönül bağları kurabiliriz.
Onun dert dinlemesine o kadar alışmışım ki, onun da derdinin olabileceğini hiç düşünmedim.
Dün karşımda bana gayet ciddi olan hastalığını anlatırken bana mı belli etmiyor yoksa gerçekten bu kadar rahat mı karşılıyor diye düşüne düşüne deli oldum. Fazla bahsetmek istemedi bu konudan, ama benim içime dert oldu gitti. Bu sefer derdim, dert ortağımın kendisiydi yani.
İşte hayat da böyle garip bir şey. Umarım benim en büyük sırdaşıma nazik davranır ve onu fazla hırpalamaz.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment