Wednesday, March 02, 2011

kimin yeri

kaç arkadaşım oldu sayısını ben bile unuttum.
Para birimlerini iyi bilmeyen, borsadan anlamayanları sevdim en çok..
Benimle uzaklara gitme hayallleri kuranları sevdim...
İki bardak çay alırken kimin ödediği farketmeyenleri sevdim.
Hoca görürse diye korkmadan kopya verenlere hele, diyecek sözüm yok.
Beni yolculuklara uğurlayanları da sevdim ama,
karşılayanları daha çok sevdim.
Gece uykusundan uyandırabildiklerimin yeri çok ayrıdır;
eğer hiç yorulmadılarsa uykusuzluktan.
"Sen nasıl olsa yabancı değilsin" inin arkasına saklanmayanları hele...
"Senin olsun..." "senden değerli mi" "sensiz olur mu" diyenleri kazıdım aklıma
"Çok meşguldum arayamadım" demeyenleri sevdim.
"Geleceğini bilseydik sana da ayırırdık" demeyenleri sevdim.
"Haberim olsaydı yanında olurdum" diyenleri değil de,
haberi olanları, yanımda olanları sevdim.
Bana kırılanları sevdim çünkü arkadaş kırılır, vurdumduymaz olmaz,
vurdun mu duyar, kırılır.
Ben kırdığımda üzülen, alınanları daha çok sevdim.
"Üzülürsün diye söylemedim" diyenleri değil,
"duyunca üzülürsün diye, benden duy" diyenleri sevdim.
Yılların süzgecinde süzülerek benimle geldi dostlarım.
Bir elin parmaklarını geçmediler.
Süzgecin altındakilerin yeri çok ayrıdır, en çok onları sevdim.
13 Ekim 2008/Işıl

No comments: